“GÖZLER KALBİN AYNASIDIR, YALAN NEDİR BİLMEZ ONLAR” diyen Ahmet Selçuk İlhan’ın sözlerine bakılırsa, şu sıra hepimiz tüm gerçekliğimizle dışarıya yansıyoruz. Fiziksel temastan maksimum derecede kaçındığımız şu dönemde, gözlerimiz belki de daha önce hiç olmadığı kadar temas halinde. Yaklaşık bir yıldır kullandığımız maskeler yüzümüzün bir kısmını örterken, açıkta kalan gözlerimizle de birbirimize laf anlatmaya çalışıyoruz. Mimiksiz hayat da pek zormuş…

Hoş, mimik kullanmayan biriyseniz bu durum sizi çok da sarsmış olmayabilir ama benim gibi sık kullanan biriyseniz durum epey zorlayıcı. Mesela, geçenlerde sorduğu soruya benden cevap bekleyen ve gözlerimle de sözlerimle de duygu durumumu anlatamadığım bir arkadaşıma, “Sen şu an göremiyorsun ama ben sana gülümsüyorum” demek durumunda kaldım. Ancak o zaman tatmin edebildim kendisini; hem sözlerinden hem de gözlerinden yakaladığım kadarıyla… İşte bu noktada biraz da okuyucu olmak gerekiyor galiba: göz okuyucusu…

İşin kötüsü insanlara gülümseyemiyor olmak da gülücükleri görememek de can sıkıcı. Ne demişler, “Bir gülücük iki kişi arasındaki en yakın mesafedir.” İşimiz iyice emojilere kaldı.

Yıllar önce Singapur’a gittiğimde iletişim konusunda bir süre sıkıntı çekmiştim. Chinatown denilen ve Çin kökenli insanların yoğun olduğu bir bölgede konaklıyorduk. İyi derecede İngilizce bilmeme rağmen bazı insanları anlamakta sıkıntı çekiyordum. Keşif gezilerime başladığımda ise, bu sefer Hintçe alt yapılı İngilizceyle karşılaşmıştım. Evet gün geçtikçe kulağım alışmış, konuşmaları çok daha iyi anlar hale gelmiştim ama ne yalan söyleyeyim bir süre İngilizce düzeyimi kendi kendime sorgulamıştım. İşte o süreçte iletişimdeki en büyük yardımcım gözlerimdi. Aslında gözden çok, gözden ötedeki iletişim de diyebiliriz. Böyle söyleyince kulağa biraz tuhaf gelebilir ama başka türlü de anlatamam. İşte oradayken anladım ki insan insanla gözle de anlaşabiliyormuş…  Değerli şairimizin sözlerini destekler şekilde, zaten bazı inanç sistemlerinde de ruhun dış dünyaya yansımasının gözler aracılığıyla olduğu söyleniyor. Ben de demek ki o dönemde sıkça ruhça konuşmuşum. 

Nereden nereye… 

Başta dediğim gibi, söz sanatı kullanılmamış bir halde, yani yüzde yüz gerçek anlamıyla, bugünlerde yüzümüzde maske takılı. Ve eğer gerçekten gözler kalbin aynasıyla, ki ben buna inanıyorum, anlaşılan şu sıra iyice ortalığa saçıldık…


NOT1: Ahmet Selçuk İlkan’ın sözleriyle, Emel Sayın’ın sesiyle:

https://www.youtube.com/watch?v=dfQvO0MWdAM

NOT2: Daha önce hiç duymadığım bir rahatsızlık: Moebius Sendromu…  Kişinin yüz mimiklerini kullanamamasına sebep oluyormuş…

NOT3: Yazıyı hazırlarken aklıma gelen Rahmetli Suna Kıraç… “Ömrümden Uzun İdeallerim Var” isimli kitabını gözleriyle yazdığını biliyor muydunuz?

Uzun süre ALS hastalığı ile mücadele eden Rahmetli Suna Hanım için hazırlanmış “Suna’nın Gözleri” isimli bir belgesel bulunmakta… Kitabını hazırlatan o gözlerin, yıllarca nasıl bir iletişim aracı olduğunu bu belgeselde izleyebilirsiniz. Aşağıda linkini bırakıyorum:

https://www.youtube.com/watch?v=gnW4fl1xYtc