Diş tedavisine başladım, hem de uzun süreli olanından. Benim için hiçbir zaman kısa süreni olmadı ki… Genetik mi kısmet mi, bilemiyorum. Sebep her ne ise her seferinde neticeye bakıp çözüme odaklanıyoruz. İşte bu yüzden uzun zaman sonra dün o dişçi koltuğuna istemeyerek de olsa oturdum.

Ağzımın içi bir proje olarak ele alındı. Haftaya kimi eski binalar yıkılacak, kimisi de yeniden elden geçirilecek. Bazı yerlerde de yeni binalar inşa edilecek. Bir nevi şantiye alanı… Olayı bu şekilde özetlememin sebebi, sizlere bir sayfa dolusu tıbbi terim vermek istememem değil. Sebep, bu konuda karar aşamasında yaşamış olduğum gerginliğim. O ruh haliyle olayı ele alış şeklim de bu oldu. Her neyse… Neticede, o koltuğa oturduktan sonra bıraktım kendimi sürece…

Doktorumun ilk kez tanıştığım asistanına, “E artık bu kış birlikteyiz.” dedim.

Klinikte farklı uzmanlıkları olan diğer doktorların birkaçıyla tanıştım. “Çok memnun oldum, geri kalan bir sürü doktorunuzla da artık bir sonraki gelişlerimde nasılsa tanışırız.” dedim.

Randevuya gittiğimde zar zor araba park yeri bulmuştum. Klinikten çıkarken caddeye göz atıp, “Ben senin tüm sokaklarını çözmez miyim? Görürsün bak! Yakında krokini bile çıkarırım!” dedim.

Kapıdaki görevliye, “Hoşça kal ama bu asla bir veda değil” diyesim geldi, tabi demedim. “Görüşürüz” dedim.

Bu dediklerimin hepsinin aslında ilk dediklerimle alakası vardı çünkü o cümlelerle bu dünyadan kopmaya başlamıştım:

Bana doktorlar tarafından “Sorunuz var mı?” diye soruldu. Biliyorum ki beklenen soru cümlesinin içinde “diş, diş eti operasyonu, implant vs.” geçmesi lazım ama ben “Ben yoga ve pilates yapıyorum da… Acaba bu süreç onları aksatır mı? Hani nefes çalışmaları falan… burun ve de ağız…” dedim.

İşte bunlar hep gerginliğimdendi. Şimdilerde bir sonraki randevumu bekliyorum, diğer randevularımı beklediğim gibi…

—————————————-

Çocukken başlamıştı benim diş doktoru serüvenlerim. Hep de babamla giderdim.

Bu klinikle ön görüşmeye geçen hafta gitmiştim. Bekleme odasında bir kız çocuğu gördüm, babasıyla gelen.

Dün de bir kız çocuğu gördüm, babasıyla gelmiş.

Karşımda geçmiş.

Işıklar içinde uyu babacığım…

Belki de bunlar hep o gerginliktendi.